EAT THE RICH - Zenginleri Gerçekten Yiyor Muyuz?

Son zamanlarda zenginlerin ne kadar aptal ve acınası olduğu ile ilgili birçok film ve dizi popüler hale gelmiş durumda. Özellikle pandemi öncesindeki döneme ait film ve dizilerde zenginler güçlü, görkemli, dahi olarak resmedilirken pandemi sonrası çıkan dizi ve filmlerde zenginler aptal, ahlaki açıdan yoksun, acınası ve komik olarak resmedilmekte. Bu film ve diziler, içimizdeki anti kapitalist duyguları gıdıklamakta. Ben de son zamanlarda izlediğim ve aslında içten içe izlerken çok da keyif aldığım film ve dizilerin bu kategoriye girdiğini fark ettim. Örneğin; White Lotus, The Menu, Saltburn, Triangle of Sadness gibi. Aslında her zaman zenginlerin hayatları bir merak konusu olmuştur. Televizyonlardaki magazin programları veya sosyal medya sayesinde hangi ünlü ne marka giymiş, nerde tatil yapmış, hangi arabayı kullanıyor, nasıl bir evde oturuyor gibi her ayrıntıyı bilmek istiyoruz. Ama bir yandan da onlara küçümseyerek bakmak, her ne kadar zengin olsalar da sefil bir halde olduklarını bilmek istiyoruz. Son zamanlarda bu küçümseme giderek bir iğrenmeye ve nefrete dönüşmeye başladı. 

Sizce bu anti kapitalist duygu patlamalarına yol açan olaylar nedir? Film ve dizilerdeki zenginlere dair algıdaki değişimin sebebi nedir? Bu olayları ve sebeplerini net bir şekilde söyleyemesem de dönüm noktasının Covid-19 pandemisi olduğunu söyleyebilirim. Özellikle pandemi ile birlikte, tüm dünyada ekonomik olarak da bir kriz ortaya çıkmış durumda. Her krizde olduğu gibi bu krizde de zenginler servetlerini katlarken, orta ve alt sınıf giderek fakirleşmekte ve aradaki gelir eşitsizliğine dair uçurum devasa bir hale gelmekte. Ekonomik eşitsizlik artık kontrol edilemez bir hale geldiğinde ne olur peki? Fransız Devrimi sırasında popüler hale gelen, Jean-Jacques Rousseau'ya bir alıntı aslında bu soruya bir cevap niteliğinde değerlendirilebilir: "Halkın yiyecek bir şeyi kalmadığında, zenginleri yiyecek." Aradan geçen 200 yılı aşkın süreye rağmen "Zenginleri Ye" sloganının yeniden dizi ve filmler ile hayatımıza girdiğini görüyoruz. Peki milyon dolarlara sahip bu yapımcıların ve çevresinin, neden kendileri gibi zenginleri aşağılayan film ve dizilere bu kadar para harcadıklarını düşündünüz mü? Bunun biri yüzeysel biri daha derin olan iki farklı cevabının olduğunu düşünüyorum. 

Öncelikle, ilk aklımıza gelen cevap ile başlayabiliriz: Bu film ve diziler çekiliyor çünkü bunlar izleyici tarafından çokça izlenen ve kar getiren yapımlar. Evet, bu doğru, hepimiz bu yapımları izlerken keyif alıyoruz ve daha fazla izlemek istiyoruz. Çünkü, giderek artan gelir eşitsizliği canımızı çok sıkıyor. Örneğin, Covid-19 döneminde Arzu Sabancı boğaz manzaralı yalısından bir paylaşım yapmıştı ve herkese evde kalmalarını söylemişti. Bu paylaşımı kutu gibi evlerimize hapsolmuş bir haldeyken görmek bize ne hissettirdi hatırlıyor musunuz? Ben baya gıcık olmuştum. O yüzden zenginlerin aslında ne kadar aptal ve sefil bir halde olduğunu bana gösteren film ve diziler içimize su serpmiş hissi yaratıyor. Bu tarz yapımları daha çok izlemek ve içten içe keyif almak hoşumuza gidiyor. 

Fakat bu filmler gerçekten zengileri yiyor mu? Şimdi gelelim daha derin olan ikinci cevabımıza. Bu filmler ve diziler aslında sadece çok izlendiği ve kar getirdiği için çekilmiyor. Bu film ve diziler aynı zamanda alt ve orta sınıfın isyan etme duygularını yatıştırıyor. Artan gelir eşitsizliği ile birlikte nüfus giderek fakirleşmekte. Ve tahmin edin bakalım fakirler kontrol edilemez hale gelirse ne olur?  Jean-Jacques Rousseau'nun da dediği gibi halk zenginleri yer. Fakirleşen halk, zenginler için potansiyel bir tehditdir. Zenginler ise bu tehdidi asla hafife almazlar. Örneğin; şehirden daha uzakta, daha korunaklı, bol güvenlik önlemleri olan, kameralarla donatılmış sitelerde yaşarlar. Bunlara ek olarak da kültürel olarak toplumun gazının alınması gerekir ki zenginlere olan nefret biraz yumuşasın ve bir isyana dönüşmesin. İşte bu film ve diziler de tam olarak bunu yapıyor. Bu yapımlar kapitalizmin sistemsel sorunlarına sadece yüzeysel bir eleştiri sunuyor. Bu yapımlar hakkında sosyal medyada birkaç yorum yaparak sistemin sorunlarını çözme arzumuzu bastırıyoruz ve günlük anarşist kotamızı dolduruyoruz. 

Bu film ve dizilerde zenginler ne kadar komik gösterilse de gerçek şu ki zenginler yansıtıldığı gibi başarısız ve acınası durumda değiller. Zenginler sahip oldukları ayrıcalık ve güçle birlikte, fakirlerle aralarındaki uçurumun hızla büyümesine sebep oluyorlar. Bu eşitsizlikler de hayatlarımızı derinden etkilemeye devam ediyor. Sonuç olarak tüm bu Zenginleri Ye temalı yapımlar zenginleri yemiyor, aksine insanların anti kapitalist duygularını kaşıyarak izlenme rekorları kırıp zenginleşiyorlar. Ek olarak, alt ve orta sınıfın zenginlere karşı nefretini yatıştırıyorlar. Özetle, bu yapımlar tutarlı bir çözüm sunmaktan çok uzaktır ve zenginleri beslemeye devam etmektedir. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Belirsizlikler Dünyasında Delirmeden Hayatta Kalmak

Kıskançlık Bir Tanrı Kompleksi mi?