Kıskançlık Bir Tanrı Kompleksi mi?
Kıskanç biri miyim bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Sahiplenme duygum çok yüksek ve bu da beraberinde kıskançlığı getirebilir. İnsan neden kıskanır bilmiyorum. Kendine olan güvensizliğinden mi yoksa karşı tarafa olan güvensizliğinden mi? İkisi de olabilir. Bendekini tetikleyen şey karşı tarafa olan güvensizlik. Eskiden böyle değildim. Aksine başka kişilerin partnerime ilgi göstermesi hoşuma giderdi. Bu tabii hayal dünyamda böyleydi. Çünkü hayal ettiğim partner tamamen güvenilir ve sadık biriydi. Sonsuz güven duygusu söz konusu olduğunda partnerin başkaları tarafından ilgi görmesi kötü bir şey değildi. Burada hayal ettiğim şey sonsuz güven, yani kesinlik.
Hiçbir ilişki kesin değil ama günümüzde. Bu kesinlik sadece köle efendi, sahip olma gibi ilişkilerde gözlemlenir. Düşünün bir köleniz var, her türlü işinizi yapan biri. Çok yetenekli, elinden her iş geliyor, görsel olarak da iyi gözüken biri. İş ortamınızda, sosyal çevrenizde herkes kölenize hayran. Onun gibi köle bulmak zor diye bahsediliyor sizi görenler. Siz de bunları duydukça içten içe gururlanıyorsunuz ve mutlu oluyorsunuz. Siz hiç kölesini kıskanan bir efendi duydunuz mu? Ya da bir köpek sahibisiniz diyelim, uzun yıllardır sizinle yaşayan bir köpek. Çok sevimli, akıllı, size dost olmuş bir köpek. Herkes sizin köpeğinize bayılıyor, sevmek istiyor. Köpeğinizi kıskanır mıydınız? Sanırım hayır. Çünkü bu verdiğim iki örnekte de köle de köpek de asla sahiplerine ihanet etmezler. Bu köle ve köpek ne kadar iyi özelliklere sahip olursa efendileri veya sahipleri bu iyi özellikleri başkalarından saklamak istemezler, aksine herkes görsün ve efendi veya sahibin sosyal statüsü güçlensin ister. Sanırım ben de bu tarz bir şey istiyorum. Bu derece emin olduğum bir şey.
Biraz daha üzerine düşününce, sahiplenme arzumun altında kontrol etmek olduğunu fark ediyorum. Çünkü düşünüyorum da köle olarak gördüğüm biriyle birlikte olmak beni iyi hissettirmez. O yüzden karşımdaki kişinin güçlü, akıllı, özgür olmasını da istiyorum bir yandan, yani kılıbık biri olmamalı. Ya da sadece süs köpeği olarak yanımda gezdirdiğim biri de olmamalı. Her anlamda hayran olunası biri olmalı. Ama bu hayran olunası mükemmel varlığın sahibi ben olmalıyım yani içten içe benim kontrolümde olmalı. Benim çizdiğim oyun alanında oynamalı ve bu yüzde yüz kesinlik içerecek şekilde yaşanmalı.
Git gide bu kişinin özgür iradesi var mı yok mu sorgulamaya başladım. Olmalı bence ama yine de benim kontrolümde olmalı. Tövbe haşa bu bir tanrı kompleksi mi acaba? Çünkü Allah da bizleri özgür irade ile yarattı, birçok güzel özellikle donattı fakat yine de ona itaat etmemizi bekliyor ve bizi kontrol altında tutmayı hedefliyor. Yüzde yüz emin olduğu bir ilişki, güven duyduğu bir ilişki bekliyor bizden.
Başkaları nasıl düşünüyor acaba bu konuda? Çok mu saçmaladım gece yarısı bu yazıyı yazarken bilmiyorum. Basit bir kıskançlık üzerine bir yazı olacakken gece gece inşallah günaha girmemişimdir. Zihnimdekileri netleştirmek, düşüncelerimi organize etmek ve neyin nereden geldiğini daha iyi anlamak için yazı yazmaya başladım ama sanki bu yazı iyice karmakarışık oldu, zihnim de hala karışık. Ama iyi tarafı duygularım dinginleşti diyebilirim yazarken. Daha sakin hissediyorum şu an. Neyse, bu konuda kafa açan fikirleri olanlar varsa dinlemekten memnuniyet duyarım.

Yorumlar
Yorum Gönder