Bir Zamanlar Sıkılırdık… ve Bu Güzel Bir Şeydi
Akıllı telefonların, tabletlerin, dizüstü bilgisayarların bu kadar yaygın olmadığı günleri hatırlıyor musunuz? Düşünüyorum da özellikle yaz tatillerinde günlerimi nasıl geçiriyordum merak ediyorum. Aslında her gün denize gitsem de arkadaşlarımla sokakta oynasam da yine de çok fazla boş vaktim oluyordu. Televizyonda ise ilgimi çeken, izlenebilecek doğru düzgün bir şey yoktu. Bu kadar boş vakit olunca da tabii doğal olarak bolca sıkılıyordum. Zamanımızı nasıl geçiriyorduk, bu can sıkıntısıyla nasıl baş ediyorduk? Biraz hafızamı zorlamaya başlayınca aslında bazı küçük anıları hatırlamaya başladım. Bu hatırlamalarla birlikte bazı aydınlanmalar da yaşadım. İşte, bu yazımda kişisel ekranların bu kadar yaygın olmadığı dönemlerde can sıkıntısıyla nasıl baş ettiğimizi, can sıkıntısının aslında o kadar da kötü bir şey olmadığını, günlük hayatlarımızda neden sıkılmaya vakit ayırmamız gerektiğini anlatacağım.
Öncelikle eski dönemlerimizi bir düşünelim. Çok sıkılıyorduk. Peki, sıkılınca ne yapıyorduk? Bu kısım kişiden kişiye değişir ama en basit haliyle cevap vermek gerekirse zihnimiz bize bir şeylerle uğraşmamız için alan tanıyordu. Kendimden örnek vermek gerekirse, ben can sıkıntısıyla dağınık dolabımdaki tüm kıyafetleri yatağın üzerine yığıp düzenlemeye koyulurdum, sıkıntıdan zaman geçsin diye kitapları karıştırıp bir şeyler okurdum, arkadaşlarımla vakit geçirmek isterdim, birden gaza gelip tatlı yapmaya karar verirdim, dışarda dolaşmaya çıkardım ya da bambaşka meşgaleler bulurdum kendime. Tüm bunları yaparken beni harekete geçiren şey ise can sıkıntımdı. Özetle, can sıkıntımı gidermek için kendimi farklı şeyler yapmaya zorlardım.
Bu farklı aktiviteleri yapmak benim sadece can sıkıntımı gidermeme katkı sağlamadı. Ayrıca; zihnimi sakinleştirmek, yaratıcılığımı artırmak, sosyal ilişkilerimi güçlendirmek, yeni hobiler edinmek gibi karakterimi ve hayatımı etkileyen birçok önemli faydalar da sağladı. Hiç kimse sıkılmak istemiyor ama asıl güzellikler sıkıntıyla baş başa kaldığımızda ortaya çıkıyor. İşte bu yüzden sıkılmak aslında o kadar da kötü bir şey değil. Biraz abartı gelebilir ama bu durum "Herkes cennete gitmek istiyor ama kimse ölmek istemiyor" cümlesiyle benzer mantıkta bence. Yeterince sıkıldığımız zaman, normalde fark edemediğimiz şeyleri fark etmeye başlıyoruz. Aklımıza çok çeşitli fikirler adeta bir yağmur gibi yağmaya başlıyor. Sorunlarımızı düşünmeyi ertelemek yerine nasıl daha iyi analiz edebiliriz ve çözebilirizi düşünmeye başlıyoruz.
Fakat hiç en son ne zaman ve niye sıkıldığınızı düşündünüz mü? Ben düşündüm ve pek net bir şey hatırlayamadım. Çünkü ne zaman sıkılsam, hatta sıkılmama bile gerek kalmadan elim telefona veya bilgisayara gidiyor. Dakikalarca sosyal medyada kaydırıyorum veya Youtube'ta video izliyorum. Sadece telefondaki ekran sürem ortalama günlük 4-5 saat. Buna bilgisayardan izlediğim dizi, film veya videoları da eklersem, iş ve uyku dışında kalan 8 saatimin neredeyse hepsini ekranda geçiriyorum. Zihnimi sürekli bir şeylerle uyuşturuyorum. Önceden sıkıldığımda yapmaya karar verdiğim şeyler şu an aklıma geldiğinde "Aman boşver şimdi ne gerek var" modunda oluyorum. Hatta daha da kötüsü gerçekten yapmam gereken şeyler için bile kendimi harekete geçirmekte zorlanıyorum. Bu yazıyı yazarken bile her birkaç cümle yazdıktan sonra sebepsizce elime telefonu alıp ekran kilidini açıp kapatıyorum. Bu kadarı bence artık hastalık derecesinde bir bağımlılığa dönüşmüş olabilir. Hayatlarımızın bu konuda birbirinden çok da farklı olduğunu düşünmüyorum ayrıca.
İşte tam da bu noktada neden can sıkıntısına vakit ayırmalıyızdan bahsederek bu yazıyı sonlandıracağım. Can sıkıntımızı küçük dozlarla gidererek bizi bir bağımlı haline getiren her şeyle başedebilmek için önce farkında olmalıyız. Az önce yaptığım ekran süresi hesap konusunu düşünün örneğin. Bunu fark etmek beni bir şeyler yapmalıyım artık duygusuyla tetikledi. Bu yüzden kendime, günlük hayatımda sadece 10 dakika da olsa hiçbir şey yapmadığım adeta duvarı izlediğim bir vakit ayırmaya karar verdim. Bu vakitte aklımdan geçenlerin farkında olmaya ve bu can sıkıntımın beni başka yerlere götürmesine izin vermeye karar verdim. Belki ilerde bu süreyi daha da arttırabilirim fakat kolay uygulanabilir olması açısından kısa sürelerle başlamayı uygun gördüm. Sonuç olarak, canımızın sıkılmasına izin vermeyen bir dünyada canım sıkılsın diye kendime vakit ayıracağım. Her ne kadar kulağa garip gelse de bunun üzerine düşünmenizi ve sizin de bazı şeylerin farkına varmanızı öneriyorum. Hadi hep birlikte sıkılalım.

Yorumlar
Yorum Gönder